Montessori Öğretmeni

 

Montessori Öğretmeni

M. Montessori Okullarında yetişkinlerin oynadığı çok farklı rolleri vurgulamak için öğretmen yerine “directress” adını kullanmıştır. Montessori öğretmeni, çevre tasarımcısı, kaynak insan, rol model, uygulama öğretmeni, her çocuğun davranışlarının ve gelişiminin dikkatli bir gözleyicisi ve kayıt tutucu olarak çalışır. Öğretmen eğitimin kolaylaştırıcısı gibi hareket eder, çünkü M. Montessori hiçbir insanın bir diğeri tarafından eğitilemeyeceğine inanır. Montessori eğitimi için en önemli etken öğretmendir. Olaf bu önemi Montessori eğitimi almamış bir öğretmenin Montessori’yi öğretmesinden bir biyologun Fransızca öğretmesinden daha fazla bir şey beklenemez ifadesiyle çok güzel açıklar. Montessori sınıfına gelen aileler ve deneyimli eğitimciler Montessori öğretmenlerinin özel bir şey yapmadıklarını görürler. Sınıfta öğrenciler farklı işlerle meşgulken, öğretmeni köşede bir çocuğa ders verirken, yardımcısını masasında kağıt şeritleri kesmekle meşgulken görmek olasıdır. Yine de çocuklar farklı öğrenme işleriyle ilgilenmeye devam eder. Çocuklarla dolu bir sınıfın, onların karşılarında oturmadan nasıl kontrol edildiği merak edilen bir durumdur. Bir Montessori öğrenim çevresinde bu durumu yaratan sıradan değil, varoluşsal saygıdır. Her çocuk bilimsel bir titizlikle defalarca gözlemlenir: sürekli notlar alınır, gözlemler hakkında düşünülür, yapılan her sunum ve öğrenim paketi her çocuğun ilgi, ihtiyaç ve öğrenme yeteneğine uydurulur. Bir Montessori çocuğuna “nasıl okunacağını sana kim öğretti ?” diye sorulduğunda, keyif ve gururla “ben, kendim öğrendim” diye yanıtlayacaktır. M. Montessori, öğretmenin yaptığı işin 3 farklı evrede ifade edilebileceğini belirtir: 1. evre: Öğretmen çevrenin gardiyanı olmaya başlar. Öğretmen kullanılan her materyalin güzel, alımlı olmasını sağlamalıdır. Hiçbir şeyin eksik olmamasına özen gösterilmelidir. Çocuğun kullanabilmesi için yeni, temiz ve kullanıma hazır olması önemlidir. Öğretmenin görünüşü de aynı şekilde çekici olmalıdır. Görünüşü olumlu etki bırakmalı, memnun ifadeli, temiz ve düzenli, sakin ve dingin olmalıdır. Öğretmenin ilk olarak görünüşüyle çocuğun güvenini ve saygısını kazanması gerekir. Öyleyse öğretmenin birinci görevi çevreyi gözlemlemektir. Bu yapılacak diğer şeylerden önce gelir. Etkisi dolaylıdır. Ancak tam ve doğru yapılmadıkça ne fiziksel, ne zihinsel, ne de manevi olarak etkisi olacaktır. 2. evre: Bu evrede öğretmen çocuğun dikkatini çekecek, konsantrasyonunu sağlayacak etkinlikler bulmalıdır. Konsantrasyonun oluşması beklenen bu dönemde öğretmenin çekici, sakinleştirici ve teşvik edici olması gerekir. Öğrenci öğrenmeye başladığında asla rahatsız edilmemelidir. Aktivite döngüsüne ve özgür gelişimine müdahale edilmemelidir. 3. evre: Sonunda çocuk ilgisini çekecek bir şey bulmuştur. Bir materyali sınıfa sunmadan önce çocukların bir şeye odaklanabilecek, konsantrasyon sağlayabilecek bir durumda olduklarından emin olmak gerekir. Çocuk bu materyalle ilgilenmeye başladığındaysa öğretmen onu kesmemelidir, bölmemelidir. İlk aşama çok önemlidir. Çünkü konsantrasyon çok narin, çok kırılgan bir şeydir, bir sabun köpüğü gibi her an dağılabilir. Bu aşamada öğretmenin yaptığı iki yanlış vardır: birincisi konsantrasyonunu bir kelimeyle dahi olsa bozmak, ikincisi çocuk bir şeyi yapmayı beceremiyorsa yardım etmektir. Oysa çoğu zaman sadece yapılan iş değil bir problemin üstesinden gelmekte çocuğun odaklandığı şeydir.

 

ALINTI:http://www.montessoriegitimi.org/yerarti/joomla/index.php?option=com_virtuemart&page=shop.browse&category_id=11

Yorum Yaz